14 Haziran 2011 Salı

Kimin kimliğiyle CHP

Seçim sonrası sohbetleri ve yorumları bitmiyor. Ben de iki satır yazmadan duramıyorum. Bir önceki yazı Ak Parti ile ilgiliydi. Bu sefer de muhalefetle ilgili bir iki sözüm olacak. Yazı başlığını okuyunca anlamışsınızdır, konumuz CHP.
Deniz Baykal dönemi sona erdirildikten sonra, Kılıçdaroğlu balonu öncelikle Koç Grubu önderliğinde İstanbul sermayesi, onun yurt içi medya uzantıları ve yurt dışındaki Medya dostları tarafından şişirildi. Ayrıca bu Gandi kılıklı batık SSK Memurunu, adam diye yutturmak içinde bayağı bir uğraştılar. CHP'nin başına geçtiği zaman ki ilk dönemlerini hatırlar mısınız, kameralar önünde oldukça ezik bir tipi vardı. Şimdi bazılarınız diyecek ki, CHP Başkanı olmadan önce Melih Gökçek'e kan kusturmuştu. O zaman Kılıçdaroğlu için durum farklıydı. Partisinin bir memuruydu. Asıl göz önünde olanlar Deniz Baykal ve Önder Sav'dı. Büyüklerinin gözüne girebilmek için puan toplayıp ağabeylerinden aferin almaya çalışıyordu. CHP'nin başına geçeceğini belki de rüyalarında görüyordur o zamanlar.
Daha sonraları Ak Parti seçimlerden sürekli zaferle çıkınca bu İstanbul Sermayesi bir punduna getirip önce Baykal'ı indirdiler. Parti başsız kalmıştı. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül bu olaydan önce Baykal tarafından bertaraf edilmiş, gazı alınmış, yollar ayrılmıştı. Ayrıca Sarıgül ve İstanbul Sermayesi arasında benim de bilemediğim bir fikir farkı olduğuna inanıyorum. Artık gelecekte kontrol edemeyeceklerini mi düşündüler, Baykal tarafından ezilmiş bir adamı Partinin başına getirmeyi riskli mi gördüler bilemiyorum. O an için en iyi aday dürüst olduğuna inanılan (ki nasıl yalan söyleyebildiğini bu seçim süresince gördük), maşa olmaya çok müsait bu adamcağızdı. Oldukça pısırık yapıda ve liderden çok memur görüntüsüne sahip bu adamı çeşitli hitabet eğitimlerinden geçirdiler.
Asıl can alıcı noktaya ve bu adamların yaptığı büyük hataya geliyoruz.
Bu kadar eğitimden sonra bile hala siyaset için yetersiz bu garibanı, adam etsin diye Sülo'yu hoca yaptılar. Baba ne güzel tatil yapıyordu ama dostları kırmak olmazdı. Büyük sermaye dedi ki, "Sülo kardeş şapkayı kap gel, sana yine ihtiyaç var".

Yaptıkları yanlışın sonuçlarını tahmin edemediler. Halk 2002'de eski politikacıları tasfiye etmişti kafasında. Başarılı Özal döneminden sonra, Sülo, onun manevi kızı Tansu ve manevi oğlu Mesut sırasıyla memleketin içine etmiş, Özal'ı mumla aratmıştı. Sülo 70'lerin politikacısıydı. Boş vaatlerle oy toplamış ve kısmen de bunda "o zamanlar" başarılı olmuş bir eski kurttu. Halk bunu 90'larda anlamış, evrim geçirmiş ve seçimlerinde ki davranış değişimini 2002'de Ecevit'le tamamlamıştı.
Sülo ise Kılıçdaroğlu'na nasıl boş vaatler verileceğini, herkese (benim çiftçime, benim köylüme, benim esnafıma, benim memuruma) nasıl boncuk dağıtarak oy toplanacağını öğretiyordu. Bizim Kılıçdaroğlu'da seçim döneminde tamda bu öğrendiklerini uyguladı. Doğu'ya, batıya, kuzeye ve güneye birbirinin zıddı da olsa farklı vaatler verdi. İlk vaatler biraz işe yaradı ve biraz olsun oy arttırdı ama vaatlerin ardı arkası kesilmeyip birbirini yalanlar hale gelince, halk uyandı ve daha gerçekçi projeleri olan partisine geri döndü. Yalancıya oy vermeye gönlü el vermedi, eli varmadı. Sonuç ortada AK Parti oyların yarısını alırken CHP zaten mevcut tabanı olan Kemalistler, tuzu kuru maddi olarak hali vakti yerinde ama maneviyatı zayıflar, postal severler, CHP'yi hala sosyal demokrat zanneden solcular, Aleviler, İslam'dan ateşten korkar gibi korkanlar ve Ulusalcılar ( bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ulusalc%C4%B1l%C4%B1k ) dışında yine oy veren olmadı ve CHP seçimi kaybetmekten öte, gururunu kaybetti.

Ama hala kibirli, baksanıza adamcağız yine akıl hocasının gazıyla TV'ye çıkıp neler dedi, neredeyse seçimi biz kazandık diyecekti. :)

Şimdi aklımdan başka bir komplo teorisi geçiyor. Demirel'in Mason olduğunu söylerler, Koç Ailesi için de Yahudi ya da mason oldukları iddialarını bilirsiniz. Son yıllarda bozulan İsrail-Türkiye ilişkilerini de göz önünde bulundurunca Sülo'nun dönüşü, İnan Kıraç ve Mustafa Koç vak'aları soru işaretleri veriyor.

Haa, bir de ezilen halkın yanında olduğunu, eşitlikçi bildiğimiz sol görüşü temsil eden CHP'nin en büyük destekçilerinden birinin ülkenin en zengini Koç ailesi olması ne kadar ironik değil mi?

Halil Şahbazoğlu

0 yorum:

Yorum Gönder